top of page
TANIŞALIM

Neden Yarım Kalmış Şeyleri Daha Çok Hatırlarız?

  • Yazarın fotoğrafı: Gizem Şahan
    Gizem Şahan
  • 28 Eki 2016
  • 3 dakikada okunur

Neden bizler hayatımızda iyi giden şeyleri değil de tamamlanamayan şeyleri daha çok düşünürüz?


Hiç sabahtan beri hatırlamakta zorlandığın şarkıyı hatırlamayıp gün boyu aklına takıldığı oldu mu? Ve bulduğun anda hissettiğin o rahatlama duygusu...


Ya da okul hayatında sınavdan çıktığında öncelikle yapamadığın soruları mı hatırlayıp insanlara sordun, yoksa başardığından emin olduklarını mı?


İş mülakatında ya da performans görüşmelerinde söyleyemediğin cümleler mesela, uyumadan önce rahatsız etti mi seni?


"Keşke ücret beklentimi daha yüksek söyleseydim.."


Bazı düşünceler gece uyutmaz bizi. Romantik şarkılarda eski sevgililerimiz gelir aklımıza, yarım kalan aşklarımız, tam anlamıyla yaşayamadıklarımız... İşte bütün bu örnekler bize "keşkeler" olarak, yarım kalmışlık duygusu olarak döner.


Bilmiyorum, tanıdık geldi mi?


Bu durum psikolojide Rus psikolog Bluma Zeigarnik'in ismiyle anılıyor: Zeigarnik Etkisi. Tanımıyla: tamamlanmamış şeyler/olaylar/durumlar, tamamlanmış olanlara göre daha iyi hatırlanır.


Zeigarnik, Viyana'da bir restoranda otururken garsonların siparişleri yalnızca servis aşamasında hatırladıklarını, servisi tamamladıklarında ise siparişlerin hafızalarından gittiğini fark ediyor. Daha sonra laboratuvar ortamında bir deney kuruyor: deneklere ipe boncuk dizmek, bulmaca çözmek gibi yirmiye yakın basit görev veriyor; bazılarını araya girip yarıda kesiyor. Sonra hangi görevin daha çok akıllarında kaldığını soruyor. Yarım bırakılan işleri hatırlayanların sayısı, diğerlerinin iki misli çıkıyor.


Zeigarnik Etkisi birçok alanda kullanılıyor, özellikle reklam ve medya sektöründe, sanatta, edebiyatta. Bunu "arkası yarın etkisi" ile de açıklayabiliyoruz: seyirciyi tutmak için en heyecanlı yerinde keserek, sonucu belli olmayan bir histe bırakmak. Hiç gecenin bir saatinde sadece 1 bölüm izleyeceğiniz dizinin bütün sezonunu bitirdiğiniz oldu mu?


Yöneticilerimiz de bazen Zeigarnik Etkisine kapılıyor olabilir. Performans görüşmelerinizde başardığınız şeylere mi, yoksa tamamlayamadığınız şeylere mi daha çok odaklanılıyor? Ya da maaş zammı/terfi sorduğunuzda "henüz belli değil ama önümüzdeki 3 ay içinde" denerek bu etki, isteyerek ya da istemeden, artırılıyor.


Bu, çalışan motivasyonunu artırmıyor; aksine azaltıyor. Çünkü tamamlanmamış bir süreç sürekli aklımıza gelen ilk şey oluyor, tamamlanana kadar zihni meşgul ediyor.


Ya da nasılsa başaramayacağımızı düşünerek erteliyoruz. Peki bunu değiştirmek için yeterince çaba sarf ediyor muyuz? Yeni başlangıçlar yapmak, değerimizi görünür kılmak ve yeteneklerimizi ortaya koymak bizim sorumluluğumuzda.


Cep telefonumuzda yüzlerce uygulamayı açtığımızda telefon bir süre sonra ısınıyor değil mi? Ve biz o uygulamaları kapatmadan rahatlayamıyoruz, ama erteliyoruz; ta ki telefon kendini kapatana kadar. Aynı şey beynimiz için de geçerli: bir şeyleri çözüme kavuşturmak, nöronlar arası bağ kurmak için sürekli çalışıyor. Sorunu çözmek isterken bazen yeni sorunlar yaratıyoruz, fark etmeden.


"Don't trust your weakness.", Memento

Size garip gelecek ama aslında bizler bir işe başladık mı, onu yarım bırakmaktan çok bitirmeye eğilimliyiz. Zihnin bilinçdışı kısmı, başka bir işe rahat geçebilmek için, bir önceki işin bitirilmesi yönünde prefrontal kortekse baskı yapar. Tamamlanmazsa, sonraki işlerimiz, belki de hayatımız bu durumdan olumsuz etkilenebilir.


Tek başımıza fark etmemiz hem zaman alıyor hem de zor oluyor açıkçası. Bu yüzden insanlar bir uzmandan destek isteyerek daha hızlı karar verebiliyor.


Hayat ALES gibi demiştim bir yazımda: zamanımız olsa tüm soruları çözebiliriz de, zaman kısıtlı. Herkesin çözümü farklı olabilir ama sanırım en zor ve karmaşık süreçten değil, en kolay adımdan başlamak gerekli.


Girdiğiniz sınavları hatırlayın: önce size basit gelen sorudan mı, yoksa en zorlandığınız sorudan mı başlıyordunuz? Neden? Zaman kaybetmemek için değil mi? Peki gündelik hayatımızda neden unutuyoruz bunu?


Kendimizi imkansız to-do'lara endeksli bir hayata hapsetmeyelim lütfen. Ufak başarılara da ihtiyacımız var; değişmek, vazgeçmemek, ertelememek için. Her adımı attığımızda, bir şeyi başardığımızda, o güzel beynimizde dopamin salgılanmaya başlıyor ve bizi motive ediyor.


"People often say that motivation doesn't last. Well, neither does bathing - that's why we recommend it daily.", Zig Ziglar

O yüzden ufak da olsa yarım kalan işlerimizi, masamızı, zihnimizi, şu to-do listemizi bir temizleyelim mi ne dersiniz? Ne kadar irrasyonel ve küçük de olsa, yarım kalan şeylerinizin bir listesini yapalım; üzerlerini çizmeye şimdiden başlayın.


"By recording your dreams and goals on paper, you set in motion the process of becoming the person you most want to be. Put your future in good hands: YOUR OWN!", Mark Victor Hansen

Zeigarnik Etkisinin bize öğrettiği en önemli şey aslında şu: Erteleme huyumuzu alt etmek istiyorsak, o da bir yerden, herhangi bir yerden başlamak.


Seçim sizin...


Sevgilerimle,

Gizem

Yorumlar


bottom of page