Tıkanmadın, Sadece Her Şeyi Tek Başına Taşıyorsun

Zeki insanların pek dile getirmediği bir yorgunluk türü var.
Dramatik anlamda bir tükenmişlik değil, ondan daha sessiz bir şey.
Kafanın içinde otuz sekme açıkmış da hepsinden ses geliyor ama hangisi olduğunu bulamıyormuşsun gibi. Daha fazlasını yapabilecek kapasiten var, daha çok görüyor, daha çok anlıyorsun ve yine de bir şekilde yapabileceğini bildiğinden daha az ilerliyorsun.
Dışarıdan iyi görünüyorsun, yetkin, bağımsız, toplu.
İçeriden ise her şey olması gerekenden daha ağır.
Tıkanmadın, sadece çok fazla şeyi tek başına taşıyorsun.
Zeki insanlar neden tıkanmış hisseder?
Zeki insanların çoğu erken yaşta kendine güvenmeyi öğrenir. Bir şeyleri kendin çözdün. Sorunları önceden sezmeyi, kimse sormadan noktaları birleştirmeyi öğrendin. Yolun bir yerinde de bağımsızlık bir beceri olmaktan çıkıp kimliğin oldu.
Pek yardıma ihtiyacı olmayan, her şeyi enine boyuna düşünen kişi oldun.
Bu bir süre gayet işe yarar, ta ki yaramayana kadar.
Belli bir karmaşıklık seviyesinde kendine yetmek sessizce yalnızlığa dönüşebilir. Sosyal yalnızlıktan söz etmiyorum, takvimin dolu ve bir sürü arkadaşın olabilir. Bilişsel yalnızlıktan söz ediyorum. Her karar, her şüphe, her risk ve her sorumluluk içeride işlenir ve bir şey ağır geldiğinde bildiğin tek strateji daha çok düşünmektir.
Birlikte çalıştığım insanlardan sık duyduğum bir cümle var. Çoğu, büyüdüğü ülkeden farklı bir ülkede hayat ve kariyer kuran insanlar, Türkiye'den yurtdışına gidenler de aralarında. "Bunu kendi başıma çözebilmeliyim." Kime göre çözebilmelisin?
Yalnız düşünmek sorunları büyütür mü?
Tekrar tekrar döndüğüm çok güzel bir çalışma var. Simone Schnall, Dennis Proffitt ve meslektaşları (2008, Journal of Experimental Social Psychology) insanlardan bir tepenin ne kadar dik olduğunu tahmin etmelerini istedi. Tepenin eteğinde bir arkadaşıyla duran katılımcılar, onu yalnız duranlara göre daha az dik algıladı. Destekleyici bir insanı sadece düşünmek bile tahmini düşürdü.
Tepe aynı tepeydi, değişen tırmanışın algısıydı.
Sorunların göründüğü kadar dik olmayabilir. Belki sadece eteklerinde tek başına duruyorsun.
Sinirbilim de benzer bir yönü işaret ediyor. James Coan, Hillary Schaefer ve Richard Davidson'ın çalışmasında (2006, Psychological Science) hafif bir elektrik şoku tehdidiyle karşı karşıya kalan evli kadınlar, eşlerinin elini tuttuklarında beynin tehditle ilgili bölgelerinde daha az aktivite gösterdi ve etki en yüksek kaliteli ilişkilerde en güçlüydü. Birlikteyken daha iyi düzenleniriz. Bu bir zayıflık değil, sinir sistemimiz (neyse ki) böyle inşa edilmiş.
Yalnız düşünmek neden bir noktada işe yaramaz?
Uzun süre yalnız düşündüğünde genellikle üç şey olur.
Birincisi, her şey eşit derecede önemli gibi gelmeye başlar. Dışarıdan bir yapı olmadan acil işler önemli olanların dikkatini çalar ve uzun vadeli yön gömülür.
İkincisi, kararlar döngüye girer. Aynı soruya tekrar tekrar dönersin, her seferinde biraz daha nüansla ve biraz daha az enerjiyle. Özenli düşünme yavaş yavaş sessiz bir kaçınmaya dönüşür.
Üçüncüsü, sorumluluk ağırlaşır. Yalnız düşündüğünde her sonucun duygusal yükünü de yalnız taşırsın. Bir hata kişisel hissettirir. Bir başarı, bir sonraki sorun gelmeden zar zor fark edilir.
Bu bir karakter kusuru değil, bir tasarım sınırı. Ve insan, alışkanlıklarını kolay kolay bırakmayan bir varlıktır.
"You are not responsible for the world. You are only responsible for your work. So DO IT." Sol LeWitt
Dünyadan sen sorumlu değilsin. Sadece kendi işinden sorumlusun. O yüzden YAP onu.
Kendi kafanın içindeki en zeki kişi olmanın bedeli
Kendi kafanın içindeki en zeki kişi olmak, sandığından pahalı olabilir.
Sana hıza mal olur, çünkü her karar bir tur daha ister. Netliğe mal olur, çünkü çok fazla bakış açısı yönü bulanıklaştırır. Enerjiye mal olur, çünkü hiçbir şey zihninden tamamen çıkmaz.
Ben buna İtirazsız Zihin diyorum, kendisine itiraz edecek kimse kalmamış parlak bir zihin. Derinliği ilerlemeyle karıştırır ve derin düşündüğü için ilerlediğine kendini inandırır.
"How can I tell what I think till I see what I say?" (E. M. Forster, Aspects of the Novel, 1927)
Ne söylediğimi görmeden ne düşündüğümü nereden bileyim?
Forster bu sözü yaşlı bir kadının ağzından söyletmişti ama bence tanıdığım her aşırı yüklenmiş profesyoneli anlatıyordu. Kafandan hiç çıkmayan düşünceler hiçbir zaman şekil değiştirme fırsatı bulamaz.
Daha fazla içgörüye ihtiyacın yok
Çoğu tavsiyenin ters gittiği yer burası. Zeki insanlara daha çok düşünmeleri, daha çok günlük yazmaları, kendilerini daha iyi anlamaları söylenir. Bunların hepsi tabii ki değerli, fakat darboğaz nadiren içgörüdür. Zaten yeterince görüyorsun. Muhtemelen fazlasını görüyorsun.
İhtiyacın daha fazla düşünmek değil, düşüncelerini koyabileceğin bir yer.
"It's hard to find anything to say about life without immersing yourself in the world." Tim Kreider
Kendini dünyanın içine bırakmadan hayat hakkında söylenecek bir şey bulmak zor.
Bu bir sohbet olabilir, bir sayfa olabilir ya da karmaşıklığı zihnin tek başına taşımasın diye onu tutabilen bir yapı. Belki de sana cevap vermek için değil, düşüncelerinin kendi kendine yerine oturmasına yardım etmek için yanında duran başka bir insan.
Değişim, "Bunu neden çözemiyorum?" diye sormayı bırakıp "Bütün bunları neden tek başıma çözmeye çalışıyorum?" diye sormaya başladığında olur.
Her şeyi tek başına taşımayı nasıl bırakırsın?
Kurallar değil, birkaç küçük deney.
Bu hafta kararı yüksek sesle söyle. Bir arkadaşına, bir iş arkadaşına, hatta bir ses kaydına. Kafandan çıktığında neyin farklı duyulduğunu fark et.
Şu anda taşıdığın her şeyi yaz. Hepsini, tek bir sayfaya. Sonra bu ay gerçekten senin karar vermen gerekenleri işaretle. Geri kalanı bekleyebilir ya da başka birine aittir.
Sana tavsiye vermek yerine soru soracak bir kişi bul. Tavsiye çoğu zaman yük ekler, iyi sorular ise o yükün birazını alır.
Geride değilsin. Tembel değilsin. Zekan eksik olduğu için kafan karışık değil. Her zaman işe yarayanı, artık yaramayan bir bağlamda yapıyorsun.
Her şeyi tek başına taşımayı bıraktığın an işler kıpırdamaya başlar. Dramatik bir şekilde değil belki, ama istikrarla ve çok daha az dirençle.
O yüzden sana şunu bırakayım. Hiçbir zaman tek bir insan tarafından taşınmak için yapılmamış neyi hala elinde tutuyorsun?
Sevgilerle,
Gizem



