top of page

Şema Terapisi Nedir?

Yazarın fotoğrafı: Gizem Şahan
Gizem Şahan
22 dakika önce
7 dakikada okunur
Şema Terapisi Nedir? - Gizem Şahan

İçimizdeki kalabalık


Salı sabahı, saat 09.30. Toplantı odasının ışıkları yanıyor, ekranda sunumunuz açık ve yöneticiniz telefonuna bakarken siz ilk slaytı anlatmaya başlıyorsunuz. Sesiniz bir an inceliyor ve tam o saniyede, içinizde bir perde açılıyor.


Bu yazıyı bir tiyatro oyunu gibi kurmak istiyorum. Çünkü şema terapisinin bence en güzel tarafı, karmaşık bir kuram gibi görünüp aslında hepimizin her gün oynadığı bir oyunu anlatması. Sahne aynı, dekor aynı, ama sahneye çıkan oyuncu dakikadan dakikaya değişiyor. Gün içinde kaç kişi olduğumuzu anlatan bir oyun bu.


Oyunun açılışını, kendi içindeki kalabalığı onlarca farklı isimle yazıya döken Portekizli şair Fernando Pessoa'ya bırakıyorum.


"I don't know how many souls I have. I've changed at every moment." "Kaç ruhum var bilmiyorum. Her an değiştim." Fernando Pessoa, Fernando Pessoa & Co.

Şema terapisi nedir?


Her oyunun bir program broşürü vardır, önce onu açalım.


Şema terapisi, Jeffrey Young'ın bilişsel davranışçı terapiyi genişleterek geliştirdiği bir yaklaşım. Young, Klosko ve Weishaar'ın 2003 tarihli temel kitabında anlatıldığı haliyle, çocuklukta temel duygusal ihtiyaçlarımız (güven, sevgi, özerklik, kendini ifade etme, gerçekçi sınırlar) yeterince karşılanmadığında bazı kalıcı inanç kalıpları oluşur. Bunlara şema denir. "Beni bırakacaklar", "yeterli değilim", "her şey kötü bitecek" gibi.


Şemalar oyunun metni gibi, yıllardır aynı kalıyor. Oysa sahnede her an başka biri konuşuyor. Sabah kaygılı, öğlen öfkeli, akşam neşeli olabiliyoruz. İşte bu yüzden ikinci bir kavram devreye giriyor ve bu yazının asıl konusu o. Şema modları.


David Edwards 2022'de Frontiers in Psychology'de yayımlanan makalesinde modları çok sade bir cümleyle tanımlıyor.


"Schema modes are recognizable experiential states that express an underlying schema structure." "Şema modları, altta yatan bir şema yapısını dışa vuran, tanınabilir deneyim halleridir." David Edwards, Frontiers in Psychology, 2022

Şema metin ise mod o metni o an seslendiren oyuncu. Aynı makalede aktarılan bir başka tanım daha da somut.


"Moment-to-moment emotional states that temporarily dominate a person's thinking, feeling, and behavior." "Bir insanın düşüncesini, duygusunu ve davranışını geçici olarak ele geçiren, andan ana değişen duygusal haller." David Edwards, Frontiers in Psychology, 2022

Kısacası sahnede o an kimin durduğu.


Oyuncu kadrosunda kimler var?


Broşürün ikinci sayfasında kadro yazar. Edwards'ın makalesinde şaşırtıcı bir rakam var. Klinik deneyimden yola çıkarak sınıflandırdığı mod sayısı seksenin üzerinde. Kalabalık bir kadro, ama hepsi dört büyük aileden geliyor.


İlk aile çocuk modları. İncinmiş Çocuk, Kızgın Çocuk, sonucunu düşünmeden davranan Dürtüsel Çocuk, sıkıcı işlere bir türlü oturamayan Disiplinsiz Çocuk ve sıkça unuttuğumuz Mutlu Çocuk. İkinci aile ebeveyn modları, yani Cezalandırıcı Ebeveyn ve Beklentili Ebeveyn. Üçüncü aile başa çıkma modları. Teslim olanlar, kaçanlar, aşırı telafi edenler. Edwards bunlara bir de tekrar eden verimsiz düşünmeyi ekliyor. Gece yatakta aynı konuşmayı yirminci kez kafanızda prova etmek tam olarak bu.


Kadronun en sonunda, küçük harflerle bir isim daha yazıyor. Sağlıklı Yetişkin. Oyunun büyük kısmında sahnede görünmüyor. Ama onu sona saklayalım.


Birinci perdede neden İncinmiş Çocuk sahneye çıkar?


Toplantı odasına dönelim. Yöneticiniz telefonuna bakmaya devam ediyor ve siz birden hiçbir şeyinizin önemli olmadığını hissediyorsunuz.


Sahneye çıkan oyuncu İncinmiş Çocuk. Yalnız, değersiz ya da görünmez hissettiğimiz o hal. Burada "çocuk" kelimesi küçümseme değil. O anki duygunun yaşı, takvimdeki yaşınızdan çok daha küçük demek. Kırk yaşında bir yöneticinin içinde, o anda yedi yaşında, sınıfta parmak kaldırıp söz alamayan bir çocuk duruyor olabilir.


Bu oyuncu sahneyi nereden öğrendi? Şema modeline göre her çocuğun bazı temel ihtiyaçları vardır ve bunlar karşılandığında içimizde güvenli bir zemin oluşur. Karşılanmadığında ise çocuk, o ortamda hayatta kalmasını sağlayan bir strateji geliştirir. Burada kimseyi suçlamıyoruz, izninle bunu açıkça söyleyeyim. Pek çok ebeveyn kendi yaralarıyla, ellerindeki imkanla elinden gelenin en iyisini yapar. Şema, çoğu zaman kötü niyetin değil, eksik kalan bir şeyin izidir.


İkinci perdede eleştirel ses nasıl konuşur?


Toplantı bitti, masanıza döndünüz. Işıklar değişiyor ve sahneye sert adımlarla biri çıkıyor. "Yine saçma bir şey söyledin. Hazırlıksızdın. Herkes fark etti."


Bu oyuncu, şema terapisinde ebeveyn modu olarak adlandırılır. Kendinize "kötüsün, cezayı hak ediyorsun" diyen Cezalandırıcı Ebeveyn ya da sizi sürekli daha fazlasına, kusursuzluğa zorlayan Beklentili Ebeveyn. Önemli bir not, bu ses gerçek anne babanızın birebir kopyası değil. Çoğu zaman çocukken duyduğumuz eleştirilerin, okulun, kültürün ve kendi korkularımızın bir karışımı. Edwards da iç eleştirmen seslerinin farklı kaynaklardan gelebileceğini vurguluyor.


Bu oyuncuya bir sonraki yazıda ayrıca bakacağım, çünkü bence kendi başına bir oyunu hak ediyor.


Üçüncü perdede başa çıkma modları ne yapar?


Öğleden sonra. Sabahki düğümle bir şey yapmanız lazım ve sahneye üç tanıdık oyuncudan biri çıkıyor.


Belki teslim oluyorsunuz. İtiraz etmek istediğiniz karara "tabii, olur" diyorsunuz. Bu, Uyumlu Teslimci mod. Çatışmadan kaçınmak için başkalarının isteğine uymak. Bedeli, gün sonunda kendi sesinizi duyamamak.


Belki kaçıyorsunuz. Kendinizi bir anda e-posta temizliğine, bitmek bilmeyen bir sosyal medya akışına ya da üçüncü kahveye veriyorsunuz. Kopuk Kendini Avutan mod... Ya da hiçbir şey hissetmeden, boş ve uyuşuk bir halde çalışıyorsunuz. Kopuk Korungan mod. Bedeli, duygunun yok olmayıp sadece ertelenmesi.


Ya da aşırı telafi ediyorsunuz. Bir sonraki toplantıda herkesten daha yüksek sesle konuşuyor, kontrolü ele alıyorsunuz ki kimse bir daha "hazırlıksız" diyemesin. Büyüklenmeci ya da Zorbalık ve Saldırı modları bu tarafta. Bedeli, insanların sizden uzaklaşması ve içerideki o incinmiş halin hiç teselli edilmemesi.


Pixar'ın 2015 tarihli Ters Yüz (Inside Out) filmi bu kalabalığı bence şimdiye kadar ekranda görülen en sevimli dekorla sahneliyor. On bir yaşındaki Riley'nin kafasının içinde bir kontrol odası var ve Neşe, Üzüntü, Korku, Öfke ve İğrenme sırayla kumandaya geçiyor. Film elbette bir animasyon, ama izlerken şu soruyu sormamak zor. Biz de gün içinde kumandayı kime verdiğimizi fark ediyor muyuz? Filmin en güzel dersi de bence şu. Neşe, Üzüntü'yü kumandadan uzak tutmaya çalıştıkça her şey daha da karışıyor. İçimizdeki hiçbir oyuncuyu sahneden kovarak susturamıyoruz.


Kuliste neler oluyor?


Her oyunun bir de seyircinin görmediği tarafı var. Edwards'ın makalesinde bence çok değerli iki kavram bu kulise ışık tutuyor.


Birincisi varsayılan modlar. Bazı oyuncular sahnede o kadar uzun kalır ki, insan onları kendi kişiliği sanmaya başlar. Edwards, terapistlerin bile bu varsayılan modu Sağlıklı Yetişkin'le karıştırabildiğini yazıyor. Hep sakin, hep makul, hiç sinirlenmeyen ama hiçbir şey de hissetmeyen bir yönetici düşünün. Dışarıdan çok olgun görünür. Kuliste ise belki yıllardır Kopuk Korungan rol yapıyor.


İkincisi perde arkasındaki çocuk modları. Başa çıkma modları sahnenin önünde dururken, arkada asıl kırılgan hal saklanabiliyor. Öğle yemeğinde bir iş arkadaşınızın şakasına attığınız kahkaha gerçek olabilir, ama kuliste sabahki düğüm hala bekliyor olabilir. Kahkaha ile düğüm aynı anda var olabilir. Bu bir ikiyüzlülük değil, insan olmanın ta kendisi.


Kulisin bir de teknik ekibi var, yani beyin. Matthew Lieberman ve arkadaşlarının 2007'de Psychological Science'ta yayımlanan beyin görüntüleme çalışmasında katılımcılara olumsuz duygular uyandıran görseller gösterildi. Gördükleri duyguyu kelimeyle adlandırdıklarında, beynin tehdit alarmı gibi çalışan amigdala bölgesinin etkinliği azaldı. Aynı anda, alnın sağ alt tarafındaki sağ ventrolateral prefrontal korteks daha çok çalıştı. Bu iki bölgenin etkinliği ters yönde ilişkiliydi ve aradaki bağlantıyı medial prefrontal korteks taşıyordu.


Sade bir dille söylersek, bir duyguya isim koymak, alarmın sesini kısmaya yardım ediyor. Şema terapisinde modlara isim vermenin bu kadar önemli olmasının bir nedeni de bu olabilir. "Şu an çok kötüyüm" yerine "şu an İncinmiş Çocuk sahnede" demek, insanla duygusu arasına küçük ama değerli bir mesafe koyuyor.


Bu oyun gerçekten işe yarıyor mu?


Eleştirmenlerin yorumuna bakalım. Arnoud Arntz ve arkadaşlarının 2022'de JAMA Psychiatry'de yayımlanan, beş ülkede 15 merkezde 495 kişiyle yapılan randomize çalışması, sınırda kişilik bozukluğu tanısı alan insanlarda bireysel ve grup şema terapisinin birlikte uygulandığı formatın, alışılmış tedaviye göre belirtilerin şiddetini belirgin biçimde daha fazla azalttığını gösterdi. Bu formatta tedaviye devam oranı da daha yüksekti.


Şubat 2026'da Current Psychiatry Reports'ta yayımlanan bir derlemede ise Krans, Hilgefort ve Lobbestael, modların nasıl tetiklendiğine dair deneysel araştırmanın hala sınırlı olduğunu ve daha sağlam yöntemlere ihtiyaç duyulduğunu dürüstçe yazıyor. Alan güçlü ama oyun henüz son provasını yapmadı. Bunu söylemek bence önemli.


Yapay zeka bu oyunu yönetebilir mi?


Akşam yemeğinden sonra telefonda bir yapay zeka sohbet uygulaması açıp gününüzü anlatıyorsunuz. Cevaplar şaşırtıcı derecede anlayışlı. İçinizden "terapiye ne gerek var" diye geçiyor olabilir.


Bu soru artık yalnızca kişisel değil, bir gündem maddesi. ABD'de 2026 yılında Colorado, Maine, Rhode Island, Tennessee ve Vermont, yapay zeka sohbet botlarının terapi yerine geçmesini kısıtlayan yasalar çıkardı. Illinois ve Nevada bunu 2025'te yapmıştı. Yasaların çoğu, terapinin lisanslı bir insan tarafından yapılması gerektiği ilkesine dayanıyor.


Türkiye'de de konu konuşuluyor. Eylül 2026'da Indigo Dergisi'nde yayımlanan bir yazıda psikiyatrist Dr. Alptekin Çetin, sosyal medyada çokça dolaşan "yapay zeka psikozu" ifadesinin resmi bir tanı olmadığını hatırlatıyor. Ona göre sohbet botları tek başına bir ruhsal hastalığa yol açmıyor, ama yalnız kalan, duygusal desteğe çok ihtiyaç duyan ve botlarla uzun saatler geçiren insanlarda var olan kırılganlıkları besleyebilir.


Bence burada ince bir çizgi var. Bir yapay zekayla gününüzü konuşmak, duygularınıza isim koymanıza yardım edebilir ve Lieberman'ın bulgusunu hatırlarsak bu küçük bir şey değil. Ama şema terapisinin özünde bir ilişki var. Terapistin, İncinmiş Çocuk modunuzla gerçekten temas kurduğu, sınırlar içinde ona şefkat gösterdiği, kendi insanlığıyla orada olduğu bir ilişki. Bir model size hak verebilir, ama hangi oyuncunun sahnede olduğunu fark edip sizi nazikçe Sağlıklı Yetişkin'e geri çağıramaz. Doğru kelimeleri verebilir, ama yanınızda oturup susamaz.


Sağlıklı Yetişkin sahneye ne zaman çıkar?


Son perde. Gece, ışıklar kapanmak üzere. Gün boyunca sahneye kaç oyuncunun çıktığını düşünüyorsunuz ve garip bir şekilde biraz gülümsüyorsunuz.


Çünkü kadronun en sonundaki o küçük isim, aslında gün boyu birkaç kez sahneye adım attı. Toplantıdan sonra bir arkadaşına "bugün kendimi küçük düşmüş hissettim" diye mesaj atan, duygunun adını koyan, kendine bir bardak su alan taraf. Şema terapisi buna Sağlıklı Yetişkin der. İhtiyaçları dengeleyen, kendine bakabilen, öğrenebilen ve değişebilen taraf. Terapinin bütün amacı, bu oyuncunun sahnede kaldığı süreyi uzatmak.


Ona doğru bazı küçük adımlar atılabilir. İlki, bir gün boyunca sahneye kimin çıktığını not etmek olabilir. Düzenli bir günlük tutmanız gerekmiyor, telefonunuza küçük notlar yeter. "09.30, İncinmiş Çocuk, toplantı." "14.00, Kendini Avutan, sosyal medya." Hafta sonunda bu notlara baktığınızda, hangi saatlerde kimin sahnede olduğunu görmeye başlamanız ihtimali hayli yüksek.


İkincisi, Mutlu Çocuk'a bilinçli olarak küçük bir rol yazmak iyi gelebilir. Birlikte çalıştığım insanların çoğu, kendi hayatlarından oyunu en önce sildiklerini fark ettiklerinde şaşırıyor. On beş dakikalık bir yürüyüş, eski bir şarkı, amaçsız bir resim. Mutlu Çocuk bir lüks değil, Sağlıklı Yetişkin'in yakıtı.


Üçüncüsü, eleştirel ses konuştuğunda ona hemen cevap vermek yerine sormak. "Bu ses kimin?" Cevabı hemen bulamayabilirsiniz. Ama soruyu sormak, o sesin siz olmadığınızı hatırlamanın başlangıcı.


Son bir not. Bu yazı bir tanıtım ve bir davet, terapinin yerini tutmaz. Modlar bazen çok güçlü olabilir, özellikle geçmişte zor deneyimler yaşadıysanız. Böyle hissediyorsanız, şema terapisi alanında eğitimli bir ruh sağlığı uzmanıyla çalışmak gerçekten fark yaratabilir.


Pessoa kendi içindeki kalabalığa birer isim ve birer ses verdi, dünya edebiyatının en zengin eserlerinden birini yazdı. İçimizdeki kalabalık bir sorun değil. Sorun, kalabalığın içinde sahneyi kimsenin yönetmemesi.


Yarın yine bir salı olacak. Işıklar yine yanacak, yönetici yine telefonuna bakacak. Ama belki bu kez, düğüm midenize oturduğunda kuliste biri usulca ayağa kalkacak.


Ve perde açıldığında sahnede, yıllardır kadronun en sonunda yazan o isim duruyor olacak.


Bu oyunun ilk perdesinde sık rastlanan bir karakteri, başarılı olduğu halde yakalanacakmış gibi hisseden o iç sesi Imposter Sendromu Nedir? yazımda tek başına sahneye çıkarmıştım.


Kendi iç sahneni birlikte izlemek istersen, bireysel çalışmalarım seni bekliyor.


Bu yazının yanına sizin için bir şarkı da bırakmak isterim. Pink Floyd, "Brain Damage."


Sevgilerle,


Gizem

 
 

Bu yazı sizde bir soruyu harekete geçirdiyse, birlikte bakabiliriz: Bireysel Çalışmalar · Kurumsal Çalışmalar

bottom of page