top of page
TANIŞALIM

Karar Veremiyor Musun?

  • Yazarın fotoğrafı: Gizem Şahan
    Gizem Şahan
  • 12 Haz 2020
  • 5 dakikada okunur

Senin bu yazıyı okuman beni neden mi mutlu edecek? Bilmiyorum ki, belki de 3 dakikalığına seninle bu anı paylaşmama izin verdiğin için…


“Don’t comfort me with a lie. Hurt me with a truth.”

Ne oluyor da karar veremiyoruz? Ya da zor bir kararla karşı karşıya kaldığımızda bizi karar vermekten ne alıkoyuyor?


İşte 10 adımda karar verme… demiyorum, hobi olarak gene VER.


1. Sen Kimsin?


Çoğumuz bunu arıyoruz, sorguluyoruz ve bunun üzerine düşünüyoruz, değil mi?

Pek değil :)


Aslına bakarsan kendini pek de dinlemiyorsun. Mide sorunları mı yaşıyorsun? Stresten ülser mi oldun? Al bir laksatif, rahatla (DEMİYORUM).


Aman bunu yapma lütfen. Beynimiz ile midemiz arasında enteresan bir bağlantı var ve bunu eğer kesersen, “gut feeling” denilen sezgilerini ve hislerini de bastırırsın.

Buglarının farkına var.


Hislerini bastırırsan karar alman da zorlaşır.

Tekrar hisset lütfen…


2. Doğaya Dön


Bir şeyler yeşerebilir aslında, onlara gereken toprağı, sıcaklığı ve uygun ortamı verdiğinde. Ama karanlık ortamda bekleyip de çimlenen şeyler genelde patates oluyor. Ama bazen patates bile o kadar önemli ki! (Marsian filminden hatırlarsınız.)


Sen ne yetiştirmek istiyorsan onu yetiştir. Kendinde hangi özelliğin yeşermesine izin verirsen o büyür. Büyütmek istediğin özelliklerini de biraz doğanın içinde keşfediyorsun.

Üstelik insana da gerek yok.


3. Aslında Ne Var Biliyor Musun, Çok Zorlama


“Gizem, iyi güzel de hep çok çalış, emek harca, dene dene diyordun, peki bu ne şimdi?” diyorsan eğer, evet doğru duydun. Çok zorlama.


Peki o kararın zorlamaya değer olup olmadığına nasıl karar vereceğim?


Bazen bazı şeyleri zorlamak iyidir ama olmayacaksa neden vakit geçsin ki? Hemen diğer fikrini denemeye başla lütfen.


“Some of us think holding on makes us strong, but sometimes it is letting go.”, Herman Hesse

Bazen hayatı yavaşlatmak gerek. Bu kadar hızlı değişimler olduğunda emin ol ki gözden kaçırdığın bir şeyler, yeterince vakit ayıramadığın biri, tadına varmadığın bir an mutlaka vardır.


Ya da en önemlisi, kendin varsın.


Sen neden bu kadar hızlı hareket etmek zorundasın ki? Metroya yetişir gibi. Sürekli Kadıköy vapuruna koşanlar gibi! Bırak kaçır. Bir sonrakine binersin. Bu kadar mı önemli?

Biliyorum, arada kendimi paradoksladığım anlar oluyor; işte bu da o anlardan biri. Ama hep aynı kalamaz ki insan. Öğrendikçe değişir, değiştikçe öğrenir.


Öyle değil mi?


Aramaktan vazgeçme demiyorum, bulmaktan vazgeç. Yavaşla lütfen.


İşi yavaşlat, hayatını yavaşlat, düşüncelerini ve kaygılarını yavaşlat. Sadece 5 dakika. Yavaşla. Daha ağır nefes al ve ver, etrafına bak, insanları izle, vaktin varsa pencereden uzağa bak. Ne oluyor? Sen neredesin? Şu an saniyede 40000 km hızla dönen bir gezegendesin yahu!


Yavaşla hadi, sonra hızlanırsın.


4. Pes Etme


Leonardo bile kaç seneden sonra Oscar’ı aldı. (Anti klişe ekibi neredesin?)

O alınca, biz de almış sayıldık.


Sevindik ya; işte sen de kendi hayatında bir güzellik yaptığında diğer insanlar böyle sevinecek. Senin için. Beni hâlâ eski iş yerlerimde çalışan güzel insanlar, arkadaşlarım destekliyor ve o kadar iyi hissediyorum ki!


O kadar iste yani. Başkaları ne derse desin, vazgeçme ne olur, pes etme hayallerinden.


5. Kalbin mi Kırıldı?


Kolay olmayacak… Elbet üzüleceksin…. Mutlaka bir iz bırakacak (mı?)


Tamam tamam, Sezen Aksu şarkısına dönüştürmeyeceğim :) Ama biraz da arabesk bu coğrafyada genetiğimize işlemiş, ne yaparsın.


Üzülme demiyorum. Üzül. Canın sıkılsın. Daral. Acıtsın şu hayat seni. Hisset. Hissetmezsen ne değişecek?


Ben Küçük Prens’i okuyorum ya da izliyorum ağlamak istediğimde. Her zaman da işe yarıyor. Tuhaf ama gerçek :)


6. Zeka vs Akıl


Bazı insanlardan duymuşsunuzdur: “zeki değil ama akıllı”.

Ya da tam tersi.


Zeki ama çok çalışkan değil.


Ben mesela akıllı olduğumu pek de düşünmem. Zeki? Orası da göreceli :)


Akıllı olmak; rasyonel, sonuç odaklı düşünmek demek. Zekanı kendi faydana kullanabilmek.

Sürprize ve deliliğe pek de yer yoktur akıllıların dünyasında. Onlar hep hesap yaparlar. Ama çoğu zaman da evdeki hesap çarşıya uymaz ve öyle anlarda ne yapacaklarını da bilemezler. Çünkü bir formülü yoktur yaşamın ve umarsızca kendilerine dayatılanları kabul ederler.


İşte bu yüzden akıllı olmaktan ziyade ortam şartlarına uyum sağlamak ve esnek olabilmek çok önemli. Darwin’in dediği gibi.


Türler arasında ne en zekiler ne de en güçlüler hayatta kalır; ortama en hızlı adapte olabilenler türlerini sürdürür.


Peki VUCA dünyasına adapte olmak; her gün bu saçma gündemde boğuşmak, Survivor ve izdivaç programlarını izlemek demek mi adapte olmak?


Tabii ki de değil. Sen, seni küçülten insanlarla birlikte olmak zorunda değilsin. Ama önce buna karar vermen gerekiyor.


7. Beynini Yakana Kadar Düşünme


“I would like to allocate more time to dating, though. I need to find a girlfriend. That’s why I need to carve out just a little more time. I think maybe even another five to 10, how much time does a woman want a week? Maybe 10 hours? That’s kind of the minimum? I don’t know.”, Elon Musk

Finans mı? Pazarlama mı? Onu mu giysem, bunu mu? Pizza mı yesem? Salata mı?

İstifa etsem mi? Etmesem mi? İzin alsam mı? Almasam mı? Zam istesem mi? İstemesem mi? Yönetici olsam mı? Olmasam mı? Sahil kasabasına yerleşsem mi? Yerleşmesem mi? Evlensem mi? Evlenmesem mi? Kendi işimi kursam mı? Kurmasam mı?


Ve daha yüzlercesi… Beynimiz her gün ortalama 600’den fazla karar alır. Ve ilk verdiğimiz karar da sabah o yataktan kalkmak.


Planlama %60’sa, aksiyon almak %40. Ama planlama demek beynini yakana kadar düşünmek değil. Denemek, paylaşmak, farklı bakış açılarını araştırmak, analiz etmek ve kendi sentezini yaratmak demek.


Çoğu insan bir koçla çalışmanın aksiyondan ibaret olduğunu sanıyor; oysaki planlama ve hayatı tasarlamak çok daha hızlı karar almanı sağlıyor. Fazla düşünme, YAP!


8. Hadi Yola Çık! Sonra Yoldan Çık


Okumayı yazmayı öğren, ilkokula git, sınavlara hazırlan, Anadolu lisesine git, sınavlara hazırlan, fen lisesine git, sınavlara hazırlan, üniversiteye git, mezun ol, askere git, kurumsal bir işe gir, evlen, çocuğun olsun, emekli ol, torunların olsun, torunlara bak, sahil kasabasına git ve ölmeyi bekle…


Hayat bu mu gerçekten de?


Offf, acıttı..


Bırak acısın. Yeterince canımız acıyınca kalkıyoruz o televizyonun karşısından. Ya da evimizdeki kanepeden.


Hayat bu mu gerçekten de? Başka bir hayat mümkün mü?


Araştırmazsan bilemeyeceksin.


9. İş Bulma, İş Yarat


Bu ne demek?


Her an kovulabilir ya da istifa edebilirsin; seni bu hayata tutunduracak yeteneklerini keşfet. Mesela satınalma uzmanı olmasan ne olabilirsin? Ya da mühendis olmasan?


Domates ekebilir misin mesela bahçeye? Kendi yemeğini yapabilir misin? Kekik toplayabilir misin o tepenin arkasından?


“We are not human beings, we are human becomings.”

Biliyorum, aslında iş görüşmelerinde dikkat edilmesi gereken 10 kural gibi yazılar yazmamı bekliyorsunuz; ama bunları keşfetmeden iş görüşmelerinde ve hayatta başarılı olmak artık giderek zorlaşıyor. CEO’lar güvenilir, hoşlanabilecekleri ve ekibe uyum sağlayabilen hevesli kişiler seçiyor artık. Gözlerinize bakıyorlar.


“You don’t hire for skills, you hire for attitude. You can always teach skills.”, Simon Sinek

Heyecan duyan, tutkulu insanlar arıyorlar. Ve sonra onları yükseltmiyorlar ama o başka bir hikâye :)


Artık 20 sene çalıştığın işten emekli olmak çok da olası görünmüyor. CV’lerdeki iş değişikliği süresi 6 aylara düştü bile. Y jenerasyonu artık anlam bulamıyorsa yaptığı işte, kendini değersiz hissettiren insanlarla çalışıyorsa bir çıkış yolu hemen aramaya başlıyor.


Seni işe aldıran IQ’n, yükselten EQ’ndur diye bir söz var ya. O da değişiyor artık; EQ, yani duygusal zeka, teknik yeteneklerine ek olarak lüks bir şey değil. Olması gereken bir şey. Daha sağlıklı ve keyifli ilişkiler kurabilmek için. Bu yüzden sen deneyimlerini arttır. Diğer insanlarla bağ kur, birlikte nasıl iş birlikleri yapabilirsin onları araştır lütfen.


10. Keyif Aldığın Şeyleri Yap


Hayatımızda bizi bloke eden bazı şeyler vardır.


Karar almamızı engeller, konuşmamızı engeller, düşünmemizi, hatta yaşam sevincimizi engeller. Biz de bunlarla başa çıkmak adına negatif bir yol seçeriz.


Üzüntümüzü unutmak için fazla yeriz, fazla spor yaparız, fazla içeriz…


Herkesin başa çıkış yöntemi farklıdır hani.


Bazen de sanki anjiyo olmuş gibi o tıkanıklık açılır. Biriyle konuşursunuz ve farkındalıkla o damar tıkanıklığı açılır, yeniden kan beyne ve kalbe hücum eder. Fakat yine de hamburger yemeye de devam ederiz.


Edin.


Fakat bir noktadan sonra o hamburgerin kalbini acıttığının farkına vardıktan sonra evde yemek yapmaya başlarız. İşte buna ben ilerleme derim :)


Dr. Jekyll mı olmak istiyorsun yoksa Mr. Hyde mı? Yoda mı yoksa Darth Vader mı? Ted Mosby mi yoksa Barney mi? Superman mi yoksa Batman mi?


Ne olmak istiyorsan ol! BoşverME :)


“Words alone cannot change the world. Change requires action.”, Mr. Robot

Doğru ve yanlışın ötesinde bir yer var, biliyorum….


Sizi orada bekliyorum :)


Görüşmek üzere!


Okuduğunuz için, beğendiğiniz için, düşündüğünüz için, sorguladığınız için, paylaştığınız için çok teşekkür ederim.


Sevgilerimle,

Gizem

Yorumlar


bottom of page