• Gizem Sahan

Mantıksızlığımın Bir Mantığı Var! İşte Mantıksız Davranmamızın 7 Mantıklı Sebebi


Size çok basit bir sorum var:

"Bir top ve bir toka 1.10 TL. Top, tokadan 1 TL daha fazla. Top kaç TL?"

“Gizem çocuk oyuncağı bu soru tabii ki de 1 TL!”… Çoğumuz 1 TL olarak cevap veriyoruz bu soruya. Siz de aynı cevabı verdiyseniz üzülmeyin. Gayet doğal. Beynimiz de bu gibi hızlı ve kolay karar vermemizi gerektiren konularda 2. kez düşünmüyor bile. (Doğru cevap 1 TL değil:)

Sizce de bize öğretilen “insan mantıklıdır” savı eskimedi mi? Çoğu verdiğimiz karar aslında mantıksız değil mi? İhtiyacımız olmayan şeyler alıyor, hak ettiğimiz paranın çok altında çalışıyor, bize faydalı olmayacak seçimler yapıyor ve bile bile bizi mutsuz eden insanları seçmiyor muyuz? Bütün pazarlamacılar artık insanın mantıklı bireyler olmadığını anladığı için bizi duygu bombardımanıyla o histen bu hisse sürüklemiyor mu? Peki neden? Hiç sordunuz mu kendinize? İşte mantıksızlığımıza benim bulabildiğim 7 mantıklı (!) sebep…

1. Mutlu Olmak İstiyoruz.

İş yerinizde, çevrenizde, hayatınızda sürekli mutlu olan kişiler vardır ya hani sinir olduğunuz, onlar neyi doğru yapıyor da ben yapamıyorum? Sırları nedir? Gizli formülleri mi var diye öğrenmek istediğimiz… Size şu kadarını söyleyeyim mutluluk %48 genetik olarak annemiz ve babamızdan geçiyor, o yüzden değiştirebileceğimiz mutluluk yüzdemiz geri kalanlar oluyor.

Geçtiğimiz cuma günü bir etkinlikte mutluluk hakkındaki konuşmacıydım. Mutluluğun psikolojik, sosyolojik, nörobilimsel ve cognitive alanlarındaki perde arkalarını keyifli bir şekilde konuştuk. Bizi mutsuz eden, rahatsız eden her şeyi hatırlarken şunu farkettim: yanında mutlu hissettiğimiz kişileri ve olayları hiç sorgulamıyoruz. Sanki normali buymuş gibi…Aslında pek de değil…Esasında bizi başarılı ve mutlu hissettiren olaylar ve kişiler kimlerse onları daha iyi analiz etmeliyiz ki sürdürülebilirliğini sağlayalım. Bize acı veren negatif duyguları daha kolay hatırlıyoruz da en son ne zaman gerçekten mutluydun sorusuna daha uzun sürede yanıt veriyoruz. Peki neden?

2. Doğru karar vermeye çalışıyoruz.

Bu yüzden de hemen karar veremiyoruz. Mükemmelliyetçilik çağımızın en yaygın rahatsızlıklarından birisi. İş görüşmesinde size kendiniz hakkında en beğenmediğiniz özellik nedir sorusunun en popüler cevabıJ Mükemmel diye bir şey yok. GerçektenJ O yüzden mükemmeli aramayın demiyorum, sadece bulmaktan vazgeçin. Çünkü beynimiz ve hislerimiz olayları durumsal algılıyor ve tepki veriyor. Yani bize ne uygunsa öyle davranıyoruz. Bu ne demek, o an bize mükemmel gelen bir şey/kişi/iş/olay 6 ay sonra öyle gelmeyecek. O yüzden buna o kadar da takılıp kalmamak gerekiyor. İlerleyelim…

3. Çocukluğumuzun önemini yadsıyoruz.

Çocukken hayali kahramanınız var mıydı? Çizgi film karakteri, aile büyüğünüz, öğretmeniniz?… Büyüdüğümüz zaman ne kadar da çok ona benzemişiz hiç farkına varmıyoruz bile değil mi? Biraz düşünün lütfen… Sizin kahramanınız kimdi? Şimdi ona benzemiyor musunuz ya da ona benzer kişileri hayatınıza almıyor musunuz? (Bu arada benim kahramanım Red Kit’tiJ) Çocukluğumuzda, özellikle de 11 yaşına kadar yaşadıklarımızda, şu anki olduğumuz insanın ve verdiğimiz tepkilerin çok değerli bilgileri gizli, keşfetmemiz gerek.

4. Daha az için daha fazla ödüyoruz.

Mutlu olabilmek adına büyük bedeller ödüyoruz. Büyük amaçları kovalıyoruz, büyük hayaller kuruyoruz, ama hayatta bu büyük amaçları kovaladıkça bunun bizi daha mutsuz yapması mümkün. Neden mi? Çünkü eğer o büyük şeyi gerçekleştirdiğinizde bunun mutluluğu maksimum 6 ay sürüyor. Sonrasında da aynı kısır döngü devam ediyor. Olasılığının oldukça düşük olduğunu bile bile piyango bileti alıyor, kazı kazan oynuyor, olmayacak insanlarla arkadaşlık ediyoruz. Bazen unutmak için elimizdeki neyse, neye sahipsek(!) daha iyi gibi davranıyoruz. Çok tüketiyoruz ama bu bizi tatmin etmiyor, edemez çünkü…Edeceğini sanarak kendimizi kandırıyoruz.

5. Sonsuz zamanımız var gibi yaşıyoruz.

Gerçekten de öyle. Kaderci olun, yarın ne olacağımız belli mi, fani dünya gibi klişelerden bahsetmiyorum… Kendi zekamızdan ve yeteneklerimizden bizi uzaklaştıracak ne kadar dikkat dağıtıcı unsur varsa onu yapıyoruz. Yapmak istediklerimizi hep “sonra” yapmaya kurmuşuz sanki, alarm kurar gibi. Sabah işe gitmeden önce 5 er dakika alarm ertelemelerinde bulduğumuz mutluluğu hayata yayıyoruz, hep o ertelemelerden mutlu olduğumuzu sanıyoruz. Ama asıl mutluluk aksiyon alarak istediklerimizi yaptığımızda ve söylediğimizde geliyor. En azından denediğimizi bilmek bile kendimize olan güvenimizi arttırıyor.

6. Yapmadan önce çok düşünüyoruz.

Ayağa kalkmak ayrı bir yetenek, yürümek ayrı bir yetenek… Eğer her işimizi yarına bırakıyorsak üzgünüm ama bunun adına biraz da ertelemek (üşengeçlik, tembellik) deniyor. Kararlarımızı, seçimlerimizi, hayallerimizi erteliyoruz. Çünkü “şimdi”, “sonra” dan daha zor görünüyor. Çok düşünüyoruz, prefrontel corteximiz bizi hayvanlardan ayıran en önemli parçamız, ama aynı zamanda bize ataleti kazandıran ve karar almamızı da geciktiren en önemli parçamız. Kuruyoruz, kuruyoruz kuruyoruz ama aksiyona geçmiyoruz. Ama mantıklı:)

7. Başkalarının düşüncelerini olduğundan daha fazla önemsiyoruz.

Yani kendi hislerimize güvenmiyoruz. İnsanlar kendilerinin yapamayacakları şeyleri senin de yapamayacağını söyler o yüzden biraz kendinize ve hislerinize güvenmeniz gerekiyor. Fikirleriniz saçma da olabilir, başka insanlar gülüp geçebilir hatta ziyadesiyle acımasız eleştirebilir. Hiç sorun değil, bunlara kulak asmayın, siz içinizden gelen sese bakın!

Bütün bu mantıksızlıklar size mantıklı görünebilir, beni çocuklukla, hayalperestlikle eleştirebilirsiniz (ki eleştiriler de geliyor). Fakat bunu ben değil MIT ve Harvard Profesörleri de söylüyor. Nedense başkalarının başarılı olmasını istemiyoruz büyük ihtimalle 2 nedenden dolayı: Birincisi biz yapmaya korkuyoruz. İkincisi onların başarısı benim başarısızlığımı hatırlatıyor. (Yani eğer bu kadar kolaysa ben neden yapamıyorum?) İkisi de mümkün, bu nedenleri arttırmak da mümkün.

Siz mantıksızlığınızla da çok güzelsiniz inanın, çünkü bizi insan yapan özelliklerimizden en önemlisi de bu mantıksızlıklarımız. O kadar naïf oluyoruz ki bu anlarda çok güçlü olduğumuzu sanırken… Kırılganlığımızın gücünü keşfediyoruz…

Siz en iyisi ama mantıklı ama mantıksız olsun yeter ki karar verin! Nasıl olsa kısa zaman sonra başka kararlar da alacaksınız. En güzeli mantıksızlığınızı benimseyin ki bu egonuzu az da olsa törpülesin….Hepimiz insanız ve insanlar arasında kendimizi tanıyoruz…En güzeli de bu!

Daha fazla bilgi almak ve sorularınıza cevap almak isterseniz her zaman buradayım. Yorum yapın, paylaşın lütfen , çok değerli benim içinJ

Sevgilerimle,

Gizem

PS: Bu yazıdaki şarkımız süpriz olsun bakalım nerede duyduğunuzu hatırlayabilecek misiniz?


Kültür Mahallesi No:18, Etiler - İSTANBUL

05447613082

gizemsahan@gizemsahan.com

 

this web site (www.gizemsahan.com)  is proudly designed by ©gizem şahan 2014 - 2020 all rights reserved