Kültür Mahallesi No:18, Etiler - İSTANBUL

05447613082

gizemsahan@gizemsahan.com

 

this web site (www.gizemsahan.com)  is proudly designed by ©gizem şahan 2014 - 2020 all rights reserved

 

  • Gizem Sahan

Ben Neden Böyle Mutsuzum?



İşimde çok mutsuzum, işim yok mutsuzum, ailemle olan ilişkilerimde mutsuzum, sevgilim var mutsuzum, sevgilim yok daha da mutsuzum, bu ülkede mutsuzum, evli değilim mutsuzum, evliyim mutsuzum, yöneticimle mutsuzum, beni kıskanan iş arkadaşımla mutsuzum, tatilim bitti mutsuzum, param yok mutsuzum, param var mutsuzum, sevilmiyorum mutsuzum, seviliyorum mutsuzum, hak ettiğim değeri görmüyorum mutsuzum.

Mutsuzum işte, anlasana beni!

Yok, anlamıyorlar mı?

Al sana yeni bir mutsuzluk!

Başınız ağrıtmadım umarım... Bir dakika, niyetim başınızı ağrıtmak değil.

Ben normal olsam, benim de ağrırdı sanırım ama benim işim bu:) İşimin bir parçası, insanların mutsuzluklarını dinlemek…Ve itiraf edeceğim o kadar da normal değilim:) Çünkü işimi seviyorum.

İnsanların mutsuzluklarında mutluluk potansiyeli saklıdır çünkü. Yeterince iyi bakmayı becerebilirsen.


"Senin işin de zor Gizem ya!"

İşte bu söylem bu coğrafyada meşhurdur hani, biriyle iletişimi kapatmak istersek takside, büfede, markette, iş arkadaşımızla konuşurken “Senin işin de zor valla” deriz, artık dinlemek istemediğimizi belirtip ve üstümüzden sorumluluğu atıp.... "Aman ben, ona bakarak, yine de iyiyim aslında" diyerek kendi halimize şükrederiz ya hani.

Ama yine de mutsuzuzdur.

Hadi o zaman biraz çözümlere odaklanalım birlikte ne dersiniz? Çözüme ulaşmanın ilk adımı problemi anlamaktır. Yalnız olmadığımızı anlayalım istiyorum ve birlikte çözüm üretebileceğimizi. Yargılamadan, küçümsemeden, empatiyle.

Yapabilir misiniz?

O halde başlıyoruz... İşte benim sizin için seçtiğim 5 mutsuzluk:

1. İşimde mutsuzum


İşte listenin en favori elemanı. Herhalde %70 bu sorunla karşı karşıya kalıyoruz. Yaklaşık 800den fazla kişiyle görüştükten sonra insanların en büyük mutsuzluğu bu sanırım. Bir de buna yakın arkadaşlarımı ve çevremi kattığımda bu oran daha da artıyor.

Ee peki kim sevdiği işi yapıyor? Sen işini sevsen bile, düşük maaş, yöneticinle yaşadığın problemler, haksızlık hissi, insani değerlerin eksikliği (hastalandığın zaman geçmiş olsun demeden önce işi soran, günaydın demeyen, nasılsın diye sormayan, empati yapmayan, iletişim kurmayan insanlarla çalışmak) seni yaptığın işten de soğutuyor mu?

Ama katlanıyoruz, belki ev kredimiz var, belki araba aldık, belki kredi kartı borcumuz var, çocukların okul taksidi var...Var da var.. Belki de kendimize güvenemiyoruz yeni bir işe başlamak için, risk alamıyoruz.

Bekliyoruz, bekliyoruz, bekliyoruz...Bir şeyler değişir sanıyoruz.

İnsanları değiştirebilirim diye umut ediyoruz.

Ama değişmiyor mu? Değişen en önemli şey, belki de geçen zaman oluyor.

+How is it going?

+It’s going, I don’t know where, but it’s going.

Babama yıllar önce işimden şikayet ederek çok mutsuzum dediğimde bana şunu söylemişti: “Kızım, işinden mutlu olanların oranı %20, hem işinden hem de eşinden mutlu olanların oranı ise çok daha düşük. Sen o şanslı azınlıktan ol.” Vayy canına evet atom fiziği değil ama babacımın sıfırlayamadığı paracıkları olmadığı için, benim de gemiciklerim olmadığından o zamanlar işe devam etmiştim. (Yanlış anlaşılmasın, hala yok:)

Ama mesele o değilmiş, bunu anladım. Kredi kartı borçların, faturaların çalışırken azalmıyor ki...Mesele gelirini artırabilecek ve aynı zamanda da mutlu olma potansiyeli olan bir iş bulabilmekte (hatta kurabilmekte).


Mesele, B, C, D planlarını hazır tutmakmış, yeteneklerinin ve potansiyelinin farkına varmakmış, tutkuların peşinden gitmekmiş, araştırmakmış, gözlerini açık tutup yeni fırsatları yaratmakmış. İşte bu yüzden de çok çalışmak gerekiyor:)

Önce CV nizi güncelleyin lütfen ve LinkedIn profilinizi. İş başvurusu yaparken kendinizi baştan elemeyin. Bu son çeyrekte şirketler bütçelerini korumak için işe alımları arttırır. Araştırın, başvurun. Ve iş görüşmelerine gidin. İş başvurusunun amacı işi almak değildir, iş görüşmesine davet edilmektir. Bu konu çok derin, destek için bana istediğiniz zaman yazabilirsiniz bu arada:)

2. Bu ülkede mutsuzum


"Ya artık bu ülkede yaşanmıyor arkadaş, ben gidiyorum."

Evet anlıyorum, geleceği öngöremiyoruz. Ee o zaman hepimiz tası tarağı toplayıp gidelim buradan. Ciddiyim, gitme kararı verdiysen seni anlayabilirim.

Gitme demiyorum, en azından çıkış stratejini iyi yaptığından emin ol olur mu? Çünkü zamanında Berlin’de 4 ay yaşayıp, yapamayıp dönen bir insan olarak yurtdışında yaşamak biraz da zor. Ama denemek gerek.

En azından 1 - 2 haftanı o gitmek istediğin ülkede geçir ki gerçekten istediğinin bu olup olmadığına bir de o gözden bak, orada yaşayanlarla konuş, maddi manevi kazanç/kayıplarını listele. Ama yine de potansiyelini daha iyi kullanacağını düşünüyorsan yurtdışındaki işlere de başvurabilirsin. (www.glassdoor.com bu konuda iyi bir platform ve dahaları da var)

Yok Gizem ben ülkemi bırakmak istemiyorum, hem sen gidersen, ben gidersem nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa diyorsan da lütfen o zaman karanlığa küfredeceğine bir mum da sen yak. Bazı dinamikleri kontrol edemeyeceğinin farkında olarak elinden geleni yap. Anneni, babanı, sevdiklerini hala hayattalarsa özlediğini söyle, aç sebepsiz teşekkür et onlara, hala söyleyebiliyorken sevdiğini söyle. (http://seeyourfolks.com)

Anavatanın olduğuna biraz da mutlu ol. Bir botun üzerinde ya da kamyonun arkasına sıkıştırılmış bir şekilde ülkenden ayrılmak zorunda kalmadığına.

Dünya mutluluk endeksinde Türkiye sondan üçüncü olmuş, hem de şu soruyla: "Dün kahkahalar atıp çokça güldünüz mü?"

65 ülkeden 64 bin kişi katıldığı WIN/Gallup’un “Dünya Mutluluk Araştırması”nın sonuçlarına göre en mutlu ülke Fiji olurken, Türkiye sondan 10. olarak 56. sırada yer almış. (Raporu talep ettim ve gönderdiler, tam sonuçları isterseniz sizinle de memnuniyetle paylaşabilirim.)

Bununla ilgili ben de bir anket hazırladım izninizle sizinle de paylaşmak istiyorum. Global Mutluluk Endeksi soruları baz alınarak. Eğer 2 dakikanı ayırabilirsen, sonuçları sonraki yazımda paylaşacağım. İşte hemen burada: (Ankete katılmak için bu linki tıklayabilirsin:)

3. Bu yaşımda dönüştüğüm bu insandan mutsuzum


Oysa küçükken 30 yaşına geldiğinde böyle olmayı beklemiyor muydun? Hayallerin vardı belki...

Doktor, öğretmen, astronot, dansöz, genetik mühendisi.....olmak istiyordun belki de. Anne, baba olmak istiyordun. Eee neden olmadın? Olamadık?

Aynaya bir bakın hadi, zaten 24 saat içinde 10 dakika ancak görüyorsunuz kendi yüzünüzü, bir bakın ona ve sorun...Mutlu musun?

Sessizlik bazen en iyi çözüm olarak görünse de lütfen sessiz kalmayın. Sizi üzen, sıkan, sinirlendiren şeyler hakkında konuşun, anlatın.

Mesela, başkalarına faydalı olmaya çalışın. Yardım etmek, öğretmek, paylaşmak mutluluğu arttıran faktörlerdir. İş yaşamında da sizin bilgi ve tecrübelerinizden faydalanacak, danışmanlığınıza ihtiyaç duyacak, yol gösterilmeyi bekleyen birileri mutlaka vardır. Onlar size geldiğinde can sıkıntısıyla reddetmeyin lütfen. Yardımcı olun.

4. Geleceğimle ilgili kararsızım ve mutsuzum


Peki bugün ne yapıyorsun geleceğinle ilgili? Dün ne yaptın?

Hiç bir şey yapmayıp, şu an üzülüp, geleceğini değiştirmen mümkün mü sence?

Değiştirebileceğiniz şeylere odaklanın. Çaresizlik moduna girmek ve hiç bir şey üstünde kontrolünüzün olmadığını düşünmek, bir şeyleri değiştirmemizi engeller. Aksiyon almamızı, adım atmamızı.

O zaman neden aksiyon alayım ki? Nasılsa kader var, ben isteyeyim de bana gelir öyle mi? Değil.

BOLD Cities in İstanbul etkinliğinde Mutluluk ile ilgili konuşma yapmıştım. İnanın bana mutlu olabilmek sandığımızdan daha zor, ama imkansız değil:)

Öğrenmeye çalış, araştır.

Gün içinde seni geliştirmeyen bir işte çalıştığını mı düşünüyorsun? Yaptığın herhangi bir iş veya görevden mutlaka yeni bir şey öğrenmeye odaklan. Yeni insanlarla tanış, bak, onlara sor. Öğrenme ve yenilikler mutluluğu arttırır çünkü, yaşamdan daha fazla tatmin olursun.

5. Mutsuzluğumdan mutsuzum


Neredeyse hepimiz mutlulukla ilgili mitlere inanıyoruz. İnanıyoruz ki yetişkin olarak elde ettiğimiz başarılar, yani evlenmek, çocuk sahibi olmak, işimizin olması ve servet sahibi olmak bizi mutlu etmeye yeter. Mutlu olmak için olumsuz olaylardan ders çıkarmak gerekiyor. İnandığımız mutluluk mitlerinden kurtulmak da atacağımız önemli bir adım.

Peki mutluluğa dair sahip olduğumuz bu yanlış inançlar neler?Lyubomirsky yedi mutluluk mitini şöyle sıralıyor:

Doğru kişiyle evlenirsem mutlu olurum.

İlişkim biterse mutlu olamam.

Mutlu olmak için mutlaka bir ilişkim olması lazım.

İstediğim işi yaparsam mutlu olurum.

Zengin ve başarılı olursam asla mutsuz olmam.

Kronik bir rahatsızlığa sahip olduğum ortaya çıkarsa asla eskisi kadar iyi olamam.

Hayatımın en güzel yıllarını geride bıraktım.


Yani okuyunca biraz tuhaf geliyor değil mi? Çoğu insan aslında çok mutlu olması gerekiyormuş gibi hissediyor. Mükemmel bir işi, mükemmel vücudu, mükemmel ilişkisi, mükemmel bir çocuğu olunca mutlu olacağı sanrısı içinde yaşıyor. Sanrı diyorum çünkü bu gerçekçi bir beklenti değil.

Bunlar olmadan eksik hissediyor kendini, sanki olunca tam olacakmış gibi hissediyor ve içindeki o boşluk giderek artıyor. Neden mi? Çünkü o boşluğa o kadar çok bakıyor ki boşluk onu içine daha çok çekiyor.

"Canavarlarla savaşan kişi, kendi de canavar olmamaya bakmalıdır. Ve uzun süre uçuruma bakarsan uçurum da sana bakar.” F. Nietzsche

Hadi ama asmayın yüzünüzü bugün cuma, haftasonunu planlamaya başlamak gerek. Haftaya da mutluluk hormonları ve onları nasıl arttırırırız ile ilgili bir yazı yazacağım. Evet bu mümkün:) Mahşerin 4 atlısı Dopamin, Seratonin, Oksitosin ve Endorfinler...

Peki sen neden mutsuzsun? Neden mutlusun?

Anketimizden bahsetmiştim hatırlarsan, hemen 2 dakikan varsa bana mutluluğun resmini çizmemde yardımcı olmak ister misin? İşte anketimiz bu linkte. (https://gizemsahan.typeform.com/to/d07KX6)

Ne kadar fazla insana ulaşabilirsek o kadar iyi. Paylaşabilirseniz beni çok mutlu edersiniz:)

Desteğiniz için ve pes etmediğiniz için çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle,

Gizem

www.gizemsahan.com

PS: Bu arada Inside Out filmini henüz izlemediyseniz mutlaka izlemenizi tavsiye edeceğim. Duygular hakkında duygu dolu bir film. Ve evet çizgi filmlerde ağladığım doğrudur. Ağlamak mı, hayır hayır gözüme bir şey kaçtı da ondan:)