• Gizem Sahan

Zıp Zıp'a Veda...



Bugün Kedimi gömdüm. Ben. Gömdüm. Zıp Zıp’ı. Çöp tenekesinde bulduğum kedimi. Tertemiz, yağmur sularından ıslanmış poşetin içinde.

2 gündür aramalarımıza ve seslenmelerimize cevap vermeyince endişelenmiştik, ama nasılsa çıkar gelir dedi babam. Gelmedi.

Evimizin önünden hızla geçen bir araba çarpmış. Öyle bırakmış ve gitmişler. Hi. bir şey olmamış gibi bırakmışlar öylece.

Komşumuz bulmuş, zeytin ağacının dibine koymuş, sonra da biz görmeyelim diye arkaya bırakmış. Çok severlerdi onu, onlar kadar hayvan sever çok az bulunur. Maalesef bir kedileri de aynı şekilde araba çarpmasıyla ölmüştü bu sene. Çok üzülmüştük. Yine hızla geçen bir arabanın yüzünden bir canımız daha gitti, canımız daha çok yandı.

Bugün Kedimi gömdüm. Zıp Zıp’ı.

Çöp tenekesinden çıkaramadım önce şoka girdim öylece bakakaldım, hıçkırararak ağladım, eve girdim, ağladım. Ağmaya devam ettim. Sonra fırçanın sapıyla gittim çöp tenekesinden poşeti yakalayayım derken donuk gözleriyle karşılaştım. O afacan, sevgi dolu , pırıl pıırl gözleriyle değil. Buz mavisiydi gözleri, donuk. Korktum, içim öyle bir ürperdi ki sanki bir saniyeliğine evrendeki bir karadeliğe girip çıkmış gibi hissettim.

Bugün kedimi gömdüm. Gömdük. Babamla. Onun can yoldayışıydı Zıp Zıp. Her akşam yuvasına o kapatıyor, yemeğini, suyunu, kumunu o değiştiriyordu. O da babama naz yapıyor, hınızrca merdiven başında onu bekliyor, bahçede iş yaparken onu dikkatle izliyordu. Üzerine atlıyordu. Çok akıllıydı, çağırınca hemen koşarak gelirdi yan komşumuzun bahçesinden. Bir tek onu dinliyordu Zıp Zıp, bir de Özüm’ü.

Babam çok ağlamaz. Çok ağladı bugün. Ağlamasını sakladı. Sonra saklayamadı. Acısını o minik mezarı kazarken gördüm. Ben onun kazdığı çukura koyarken , “Baakma” dedim babama, arkasını döndü iç çekerek. Her ne kadar güçlü ve sert görünse de içi yumuşacıktır babamın. Çok göstermez ama, güçsüzlük sanır, zayıflık sanır ağlamayı. Son bir kez baktı Zıp Zıp ın gözlerine” Ah be kızım dedi ve üzerini örttük.

Ben gözlerim yaşlı mezarının başında dururke, babam bir çukur daha kazmaya başladı. Neden diye soramadım, artık halim kalmamıştı. Hiç konuşmadan sessizce acımızı paylaşıyorduk. Herhalde Zıp Zıp’ın eşyalarını gömecek diye düşündüm. Ben öylece killi kızıl toprağı eşeleyip düzleştiriyordum ki babam gözden kaybolmuş.

Ne kadar gitti hatırlamıyorum. Bana çaktırmadan ağlıyor herhalde derken, bir de baktım ki elinde bir ağaç fidesiyle geliyor. Bahçemizden köklemiş. O kazdığı çukura koydu. Ben şaşkınlıkla bir dalından tuttum. Sadece “Ne ağacı bu baba?” diyebildim. “Badem” dedi. “Bir can öldü, yeni bir can dikelim, o yaşasın.”

Ağlıyorum, daha da çok ağlarım ama unutuyoruz değil mi gün geçtikçe? Düşünüyorum, eğer kaybolsaydı, ilan verip bir gün gelecek diye kendimizi kandırsaydık? Daha iyi mi olurdu?

Her gün aklımıza gelip bir gün gelir diye bekler miydik? Beklerdik. Hangisi daha iyiydi? Kendi ellerinle gömmek mi? Yoksa her gün gelecek diye beklemek mi?

Şimdi 8 yaşındaki yeğenime, kedimizin asıl sahibine, en iyi arkadaşına, annesine bunu nasıl söyleyecağız? İnanın hiçbirimiz bilmiyoruz.

Bana çok düşkündür Özüm, 15 Temmuz’da İstanbul’a yolcu ederken sokakta bulmuştu Zıp Zıp’ı. Onu kurtarmıştı. Zıp Zıp da onu. Çok iyi gelmişlerdi birbirlerine.

Şimdi o sevgi dolu çocuğa bu haberi nasıl vereceğiz? Kendi acımı geçtim.

2 gündür okumadığım blog kalmadı. Eğer siz de bu acı olayı yaşadıysanız ne olur söyler misiniz bize? Ne yapabiliriz?

Şimdiden çok teşekkürler acımızı paylaştığınız, zaman ayırdığınız için.

Sevdiklerinize sıkıca sarılın hala yanınızdalarsa olur mu?

Sevgilerimizle,

Gizem


2 görüntüleme

Kültür Mahallesi No:18, Etiler - İSTANBUL

05447613082

gizemsahan@gizemsahan.com

 

this web site (www.gizemsahan.com)  is proudly designed by ©gizem şahan 2014 - 2020 all rights reserved